Anne ben ultra oluyorum

Hava çok soğuk o gün İstanbul`da. O kadar kapalı ki, en uyanmayacağım günlerden biri zerre “sarı ışık” yok odamda. Usulca giyiniyorum üstümü, tribün materyalleri tam teşkilat. Mutfağa süzülüyorum, buzdolabından aşırdığım birşeylerle karnımı doyuruyorum.
Saat 08:30. Tribünden çoçuklar o gece Beyoğlu`nda sabahlıyorlar. Güngören`de bir İstanbulspor maçı.
Artık kapıya yönemle vakti. Günlerden Pazar.
Montumu arıyorum sessizce. Herzaman olduğu yerde yok. Tekrar odama giriyorum. Orada da yok. Koridora çıkıyorum. “Mutfakta mı unuttum acaba?” Mutfağa giriyorum annem karşımda. Elinde montum. İmalı gözlerle bana bakıyor.
Ne ilk, ne de son hastayken maça kaçışım bu, biliyor. Hissedebiliyorum. Sessizce duruyor.
Nasıl anlatılabilir ki, insan sevgisini? Bir anneye nasıl anlatılabilir, düşünüyorum. Babamdan dolayı tribün aksyionlarına donanımlı annem, biliyor ne olup bittiğini stadın etrafındaki sokaklarda. Anlatmak istiyorum holigan olmadığımı, anne ben ultra`yım, holigan değilim, desem anlar mı acaba?
Kahvaltı hazırlamaya başlıyor. Masaya oturup dışarıya bakıyorum.
Saat 08:52. Gayrettepe`ye sis düşmüş, aklım Beyoğlu`nda.
Babamın sesi geliyor içeriden. Seviniyorum.
Aklıma Kadıköy`e gidiş hikayem geliyor. Gözünü kırpıp annemden gizli bileti cebime koyuşu.
Maç üniformamdan babam durumu hemen anlıyor, gülümsüyor kaçamak.
O biliyor ne de olsa, ultra olmak, holigan olmak değil.
Holiganlığın rengi, sevdası yok, ultra olmak öyle değil ki! Ultras`ın tepkisi, kavgası var ama alışagelmiş kavgalardan değil. Politika, çözüm üretiyor ultras, başka bir şey değil. Daha iyi bir tribün, daha güçlü ses, daha üretken profil oluşturmak için çabalıyor. Katılımcı olmak hep içimde. Yer almamam mümkün değil ultras rüzgarında.
Saat 09:12 yerimden kalkıyorum, annem montumu hazırlıyor.
Babam cebine para sıkıştırmış. İstemek zorunda kalmamam sevindirici. Kahvaltı boyunca aklımdan geçenleri sanki anlamış annem. Derdimin ne olduğunu biliyor.
Bunu anlayabiliyorum.
“Bir annenin sevgiyi anlayamaması mümkün mü zaten?” diye kendimi satıyorum kendime.
Babam yine kendine has gülüşlerinde.
“Güle-güle” diyorum..
- Tribuna |

